Ergin Ataman: Şu anda durum eşit / ORÇUN KONAKLILAR
15-05-2019

Anadolu Efes'i 18 yıl sonra yeniden EuroLeague'de Final Four'a taşıyan başarılı koç Ergin Ataman, Fenerbahçe Beko ile 17 Mayıs'ta oynayacakları maç öncesi FANATİK'e konuştu ve bu sezon müthiş bir takım ruhu yakaladıklarını, oyuncularının kupayı kaldırabilecek düzeye ulaştıklarını belirtti.
Turkish Airlines EuroLeague'deki temsilcilerimizden Anadolu Efes'i 18 yıl sonra yeniden Final Four'a taşıyan başarılı koç Ergin Ataman, final adına 17 Mayıs'ta bir başka temsilcimiz Fenerbahçe Beko ile oynayacakları zorlu maç öncesi FANATİK'e açıklamalarda bulundu. 

3. kez Final Four tecrübesi yaşayacak olan Ergin Ataman, bu sezon müthiş bir takım ruhu yakaladıklarını ve oyuncularının kupayı kaldırabilecek düzeye ulaştığını söyleyerek sorularımızı yanıtladı...

'Normal sezonda istediğimizi aldık'

- Geride bıraktığınız EuroLeague sezonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim için çok iyi bir sezon oldu. Çünkü her geçen maçta daha da üzerine koyarak, daha iyi basketbol oynayarak, bir takım havası içinde yavaş yavaş her geçen hafta performansımızı yükselttik. Özellikle sezonun ilk yarısında kritik galibiyetler aldık. Deplasmanda kazandığımız Bayern Münih maçı, son saniyede gelen Khimki Moskova galibiyeti ve yine deplasmandaki Zalgiris Kaunas maçı ve o dönemde kendi sahamızda da bir tek Zalgiris'e karşı sürpriz bir mağlubiyet almıştık ki onun dışında hep iyi basketbol oynayarak burada her geçen gün bir özgüven kazandık. Sonuçta seyirci de takıma inandı, takımın motivasyonu arttı ve her geçen hafta daha iyi bir basketbol oynayarak normal sezonda istediğimizi aldık. Normal sezonun bitmesine 3 hafta kala bunu başardık ki saha avantajını almak bizim için çok önemliydi. Play-Off'larda da çok sert bir seri sonucunda Final Four'a kalmayı başardık.

'Kulüp için pozitif bir durum oldu'

- Anadolu Efes 18, siz 16 yıl sonra tekrar EuroLeague Final Four'undasınız. Genel olarak hisleriniz, beklentileriniz neler?

Genel olarak uzun yıllardır Anadolu Efes bir noktaya kadar geliyordu ama bir türlü Final Four'u yakalayamıyordu. Elbette bu Final Four; kulübün morali, prestiji açısından çok değerli. Üstelik bir de geçen sene EuroLeague'de hiç beklenmedik bir şekilde normal sezonu sonuncu bitirmek kulüpte ciddi bir demoralizasyon yaratmıştı ama hemen bir sonraki sezon takımın büyük bir bölümünü değiştirerek yepyeni oyuncularla böyle önemli bir başarı kazanmak Anadolu Efes için çok pozitif bir durum oldu. Benim için de öyle çünkü en son 2003 yılında Montepaschi Siena ile Final Four oynamıştım. O dönemden sonra bir türlü olmadı. Galatasaray'da bir Play-Off oynama maceramız olmuştu ama Barcelona'ya elenmiştik. Bu sefer Barcelona'yı geçip Final Four'a ulaşmayı başardık ki benim için de 3. olacak bu Final Four deneyimim oldukça önemli.

'Basketbolu iyi bilenler bu başarının ne kadar zor olduğunun farkındalar'

- Anadolu Efes'ten çok daha yüksek bütçeli bir Barcelona'yı elediniz. Seri boyunca Anadolu Efes'in iyi kadrosunun konuşulduğu oldu ama sezon öncesi aynı bakış açısı söz konusu değildi. Geçtiğimiz sezonu sonuncu tamamlamış bir takımı yepyeni bir kadroyla Final Four'a götürüyorsunuz. Başarınızın doğru şekilde değerlendirildiğini düşünüyor musunuz?

Basketbolu yakından takip eden insanlar tarafından Anadolu Efes'in bu başarısı oldukça takdir ediliyor. Türkiye'de zaten bir coşku var ve bunu hissediyorsunuz ama yurt dışında da bunu görebiliyorum. Örneğin; geçenlerde çok önemli bir Yunan radyosuyla yaklaşık 1 saatlik canlı yayın yaptık ki Yunanistan'da ciddi yankı uyandırdı bu. Keza İtalya'da, İspanya'da, Rusya'da... Çünkü basketbolu iyi bilenler bu başarının ne kadar zor olduğunun farkındalar. Bir takımın sıfırdan, 9 yeni oyuncu ve EuroLeague sıralamasında 8. veya 9. sırada bir bütçeyle bunu gerçekleştirmiş olması bence de çok önemli. Bu kesinlikle sadece benim başarım değil arkada bütün teknik kadronun, kulüp organizasyonunun ciddi bir emeği var. Elbette her şeyden önce de oyuncuların çok fazla emekleri söz konusu çünkü oyuncular bir bütün olup başarabileceklerine inandılar. Hep birlikte iyi basketbol oynamaya başladılar ki biz de buna olanak yarattık. En önemlisi de sezon başındaki doğru bütçeyi, ideal şekilde kullanarak çok iyi transferler yaptık.

'Sezona EuroLeague'in favorisi olarak başlayan Fenerbahçe'nin, Final Four'a da aynı şekilde geleceğini düşünüyorum'

- Final Four'da bir diğer temsilcimiz Fenerbahçe Beko ile mücadele edeceksiniz. Fenerbahçe, sakatlık problemleriyle baş etmeye çalışıyor ki bunu yeni oyun planlarıyla çözme çabaları söz konusu. Rakibinizin sakatlık sorunları sizin için gerçek anlamda bir avantaj mı? Yoksa sezon boyu çokça mücadele ettiğiniz, tanıdığınız bir rakibin sakatlıklar nedeniyle farklılaşma ihtimali sizin için bir dezavantaj mı? 

Ne avantaj ne de dezavantaj... Zaten Lauvergne, sezon genelinde Fenerbahçe ile karşılaştığımız maçların hiçbirinde oynamadı. 6 maç yaptık ki birinde oynadığını veya etkili olduğunu hatırlamıyorum. Sadece Datome ki özellikle Türkiye Kupası Finali'nde bize karşı çok etkili oynamıştı. Orada da yabancı kuralı olduğu için zannedersem Datome oynamış Guduric oynayamamıştı. O nedenle bu tip kadrolar çok çeşitlilik arz etmekte. Tabi sakatlıkları süren Vesely ve Kalinic de oynamazsa Fenerbahçe, ciddi anlamda bir güç kaybedecektir ama şu ana kadar gelen haberler bu iki oyuncunun yetişeceği yönünde. O zaman tek Datome'nin eksikliğinin Fenerbahçe'ye çok şey kaybettireceğini düşünmüyorum. Sonuçta bizde de 6 haftadır Brock Motum sakat ve Adrien Moerman, Barcelona serisinde 4 numara pozisyonunu neredeyse tek başına götürdü. Sakatlık durumları düşünüldüğünde uzun bir seri olsa yıpranma durumu olur ama bu tip tek maçlarda gerektiğinde diğer oyuncular 40 dakika oynayabiliyorlar. Onun için sezona EuroLeague'in favorisi olarak başlayan Fenerbahçe'nin, Final Four'a da aynı şekilde geleceğini düşünüyorum.

 

'Günlük performanslar finale çıkan takımı belli edecek'

- Anadolu Efes, 2000 ve 2001 Final Four'larında Obradovic'in Panathinaikos'una kaybetmişti. Şimdi Anadolu Efes, yine bir Obradovic takımıyla karşı karşıya. Koçluk anlamında büyük bir kalite vadeden bu karşılaşmaya bakış açınız nasıl?

2000'de durum biraz farklıydı. Panathinaikos, evinde düzenlenen Final Four'da büyük bir seyirci desteğine sahipti ve kadrosu da müthişti. Biz ise o sene; Hidayet Türkoğlu, Ömer Onan, Hüseyin Beşok gibi genç oyunculardan kurulu bir takımla sürpriz şekilde Final Four'a kalmıştık. O gün yarı finalde kaybettik ama uzun zaman geçti ki şimdiki eşleşme için bir ölçü olamaz. Elbette Obradovic, takımına çok hâkim ve Fenerbahçe, 5 yıldır onun yönetiminde Final Four'a kalıyor ama sonuçta bu sezona bakmak lazım. Bu seneki kadrolarla 6 maç oynandı: 3'ünü Fenerbahçe, 3'ünü biz kazandık ki durum eşit şu anda. İki takım da birbirini çok iyi tanıyor. İki takımın da stratejileri aşağı yukarı belli. Onun için günlük performanslar finale çıkan takımı belli edecek.

'Oyuncularımın Final Four'u kaldırabilecek düzeye ulaştıklarını düşünüyorum'

- 2003'te Siena ile Final Four oynadığınızda ilk çeyrekte 16 sayı geri düşmüştünüz ve ilk yarı da o şekilde tamamlanmıştı ama üçüncü çeyrek performansınızla son çeyreğe eşitliği yakalayarak girdiniz ve son topta kaybettiniz. Yine bu sezon Barcelona'ya karşı Play-Off üçüncü maçında muhteşem bir üçüncü çeyrek performansı izlesek de sezon içindeki deplasman maçında çok kötü bir üçüncü çeyrek performansı vardı. Final Four'da maç içinde büyük skor değişimleri, seriler yaşamak sizi endişelendiriyor mu?

Olabilir ama son yıllarda Final Four maçlarında çok önemli geri dönüşler var. Fenerbahçe'nin CSKA Moskova maçında da olduğu gibi 20 sayılardan önemli geri dönüşler oldu. Belli olmuyor ama elbette Final Four atmosferinin oyuncularda yarattığı bir heyecan var. Bu bir gerçek ki elbette normal de bir maç değil. Yine de biz özellikle Barcelona ile oynadığımız bu seride o atmosferi yaşadık. Bizim için bir avantaj çünkü çok sert bir seri oynadık ve her maçta seri gitti-geldi. Oyuncularımın psikolojik olarak Final Four'u kaldırabilecek düzeye ulaştıklarını düşünüyorum ki belirttiğim gibi Barcelona serisi, bu anlamda bizim için çok faydalı oldu.

'Psikolojik hazırlıkları yapacağız'

- İsimler bazında baktığımızda Dunston ve Micic dışında Final Four tecrübesi olan bir oyuncunuz yok. Diğer 3 takım ise sürekli Final Four'larda mücadele eden oyunculardan kurulu. Bunun nasıl bir etki yaratacağını düşünüyorsunuz?

Bir dezavantaj yaratmayacaktır. Sonuçta Final Four'da bir organizasyon ve bu oyuncularla Türkiye Kupası Finali oynadık, kaybettik; Cumhurbaşkanlığı Kupası Finali oynadık, kazandık. Mevcut durum, herhangi bir sıkıntı teşkil etmez. Ben de 3. defa Final Four oynayacağım. Oyuncularımın üzerinde bir baskı oluşacağını düşünmüyorum ki biz de elbette psikolojik hazırlıkları gerçekleştireceğiz.

'Yakalanan havayı bozmak istemedik'

- Sezon başında Derrick Brown alternatifi de varken Brock Motum'u tercih ettiniz ki bu takıma rollerin dağılımı anlamında önemli avantajlar sağladı. Fakat sezon içinde Motum'un formsuz olduğu dönemler ve bazı sakatlık problemleri, Moerman'ın üzerindeki yükü artırdı ki geçmişte sezon içinde kritik 4 numara transferlerinizi görmüştük. 2003 Siena'da Kakiouzis hamlesi yaptınız, Final Four geldi. Galatasaray döneminde Chuck Davis hamlesi, EuroCup şampiyonluğu getirdi. Bu sezon Motum'un formsuz olduğu dönemlerde herhangi bir 4 numara hamlesi yapmayı düşündünüz mü yoksa sezon içi transfer yapmamak bilinçli alınmış bir karar mıydı?

Kadroda hiç oyuncu değiştirmeden istikrarlı bir sezon adına aldığımız bilinçli bir karardı. Bu da bizim için belki bir ilk denilebilir. Tabi işler de iyi gitti. Motum sakatlandığı zaman, EuroLeague'de transfer dönemi bitmişti. Önceden böyle bir sakatlık olsaydı mecbur tedbirini almak durumunda kalırdık. Sezon içinde biz de sakatlıklar yaşadık aslında. Larkin'in oynamadığı 2-3 hafta, Beaubois'nın oynamadığı dönemler oldu. Bunlar olabilen şeyler ama çok şükür ağır bir sakatlık problemi yaşamadık. Onun için de herhangi bir değişikliğe gitmedik. Performans açısından bakarsak da sezon başında özellikle Larkin konusunda çok spekülasyon çıktı ama biz hep sabrederek onu kazanacağımızı düşündük. Nitekim de kazandık. James Anderson'ın formsuz dönemleri oldu ama biz bir gün bile ondan istediğimiz verimi alamadığımız için başka bir oyuncuya gidelim diye düşünmedik. Çünkü takımın çok iyi bir aile havası var ve yakalanan havayı bozmak istemedik. Sonunda da ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı ki Barcelona serisinin son maçında, kahramanlardan biri de James Anderson oldu.

'Oyun kurucularımızdan bu verimi alamasak bulunduğumuz noktaya gelemezdik'

- Sezon başında Larkin'in ailesinde bir vefat durumu oldu ve bazı sakatlık problemleriyle de sezona çok iyi giremedi ki o dönemde Micic, önemli bir aşama kaydetti. Şimdi ikisi de çok formda ve onları birlikte de kullanabiliyorsunuz. Durumun bu noktaya gelmesi nasıl sağlandı?

Aslında Micic'in bu çıkışı, Larkin'in performansını da olumlu şekilde tetikledi. Sonuçta biz, Larkin'i bu takımın birinci oyun kurucusu olarak almıştık ama sakat gelmesi, sezon başı hazırlık etabına tam anlamıyla katılamaması; Micic'in ise birçok farklı özellikle bizim gözümüze girmesi, onu bir anda takımın lideri konumuna getirdi. Larkin'in geri dönüş süresi uzayınca ilk etapta Micic, onun önüne geçmiş oldu. Ama Larkin; çok kaliteli, çok kapasiteli bir oyuncu ve bir gün Larkin'in gerçek performansına dönmesiyle ikisini birlikte kullandığımız anda çok güçlü hale geleceğimizi zaten biliyorduk. Nitekim yılbaşından itibaren de bunu gerçekleştirdik. Larkin, bütün fiziksel sorunlarını atlattı. Mental olarak da bir ara NBA'e gitti geldi çünkü NBA'den teklifler alıyordu ve kafası çok karışmıştı ama burada kalmaya karar verdi. O günden sonra da biz neredeyse her hafta kendisiyle bir toplantı yaptık. Onu bir anlamda bu takımın lideri olmaya ittik ve o da bunu kabullendi. Sonuçta da şimdi yeri geldiğinde maçın içinde ikisini, beraber de değişmeli de kullanıyoruz. Zaten bugün EuroLeague'de şampiyonluğa oynayan takımlardan Real Madrid'de Llull ve Campazzo, Fenerbahçe Beko'da Sloukas ile Bobby Dixon; CSKA Moskova'da Nando De Colo, Sergio Rodriguez ve Daniel Hackett oyun kurucu olarak oynayabilen isimler. Biz de zaten iki oyuncumuzdan da bu verimi alamasak bulunduğumuz noktaya gelemezdik.

'Oyuncularımızı, form durumlarına göre değişimli olarak kullandık'

- Sezon başında kısmen geniş rotasyona sahip bir kadro kurduğunuzda "Yeni sisteme ayak uydurmak lazım ki Ergin Ataman da değişiyor" demiştiniz. Örneğin; sezon içinde Beaubois'nın bir ara formu çok düşünce sezonun son kısmında kadronun dışında kalma ihtimalini düşünmüştük ama en önemli noktada, Barcelona serisinde ilk 5 çıktığını gördük. Mevcut rotasyonla çok iyi bir performans sergilediniz ki yakalanan uyumunu neye borçlusunuz?

Geniş rotasyon içinde dar rotasyon kullanabilmeye borçluyuz. Yani kadro geniş, her pozisyonda alternatifler var ama maç maç, duruma göre isimleri kullanma yoluna gittik. Biz, bir maçı 11 oyuncuyla oynamıyoruz ki genelde maçları 8-9 oyuncuyla oynamayı seçiyoruz. Taktiksel olarak ve form durumu bakımından kim iyiyse onu tercih ediyoruz. Zaten sezon geneline bakıldığı zaman Anadolu Efes'in maçlarında sayı olarak, asist olarak öne çıkan oyuncular hep farklılık gösteriyordu. Özellikle kısalarda çok farklılık gösterse de uzunlarda bile Dunston'ın, Pleiss'ın farklılık kattıkları maçlar var. Motum'un sakatlığından dolayı sadece Moerman, biraz tek kaldı. Onun dışında oyuncularımızı, form durumlarına göre değişimli olarak kullandık ve bundan da azami verim elde ettik. Nitekim bir gün kötü oynayan oyuncunun, iki gün sonra çok iyi performans sergilediği birçok da maçımız oldu.

 

'EuroLeague'deki en büyük sıçramayı gerçekleştirdik'

- Sezon geneline baktığımızda Anadolu Efes'in bir taraftar kültürü tekrar devreye girdi. Mücadeleci bir takım da oluşturuldu ki sezonda da Final Four'a ulaştınız. Anadolu Efes'te mevcut durumun devamlılığı sağlanabilecek mi?

Bence sağlanabilir. Sinan Erdem Spor Salonu; çok güzel, çok modern bir salon. Oldukça iyi bir taraftar topluluğu var. Çoluklar, çocuklar, aileler... Rahat bir şekilde internetten biletlerini alıp sahada her top için mücadele eden bir Anadolu Efes takımını izleyebiliyorlar. Takımın tamamına yakınının önümüzdeki sezon da devam edeceğini düşünüyorum. Transfer dönemi, hemen Final Four sonrası başlayacak ama yönetimin kadroyu korumak adına fedakarlıklarda bulunacağını biliyorum. Tüm bunlarla herkese keyif veren bir sezon oldu. EuroLeague, zaten oldukça keyifli. Son dönemine geldik ama önümüzdeki sezon da aynı tip maçlarla başlayacağız. Önümüzdeki sezon da Anadolu Efes'in her maçı tam kapasiteyle oynayacağını düşünüyorum. Baktığınız zaman biz, 3.500 ortalamadan 8.300 ortalamaya çıktık. Bu alanda EuroLeague'deki en büyük sıçramayı gerçekleştirdik. Yeni sezonda da ortalamamızın 10.000 civarında olacağını düşünüyorum.

'Tweetler hissiyatla alakalı'

- Barcelona serisi boyunca attığınız tweetler gidişatı belirledi. Hiçbirinde yanılmadınız. Final Four öncesi yeni bir tweet veya iddialı bir açıklamanız olacak mı?

Aslında sosyal medyadaki açıklamalarımı bugün de bir tweet atayım düşüncesiyle yapmıyorum. Bunlar, biraz hissiyat ile alakalı. Özellikle Barcelona'daki 3. maç bizim için çok kritikti ve ben, o gün takımın konsantrasyonunu, hazırlığını, hep birlikte 6 aylık emeğin karşılığını almak istediğimizi maçtan önce gözlemlemiştim. Bunlar doğrultusunda iddialı bir açıklamada bulundum. Oyuncularla sürekli iletişim halinde olsak da bu; pozitif bir enerji yaratmak, kamuoyundaki inancı perçinlemek adınaydı. Bize de moral veriyor ki o gün gelen mesajları gördüğüm zaman tweetin ne kadar bir etki alanı yarattığını fark ettim. Eminim bu durum oyuncular için de geçerli. Onlara da son derece olumlu mesajlar geliyor. Hepimiz insanız, hepimiz bu toplumun içinde yaşıyoruz ve onun için de bu hissiyat çok önemliydi. Final Four öncesi böyle bir tweet gelir mi, gelmez mi ona bakacağız.  

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın