Ergin Ataman tartışılmalı / ÖCAL ULUÇ

Ergin Ataman tartışılmalı / ÖCAL ULUÇ

60 yıldır sporun içindeyim, gazeteci ve spor yazarı olarak!..            Uzun yıllar da “hatta kurs bitirip resmi olarak hakemlik bile yaptığım” basketbolun içinde oldum, şimdilerde de “kenarlarında dolaşıyorum”, hâlâ!..
Ve “içinde olanlara şaşıyorum”, bazı konuları “eşelemek yasak” sanki; mafyanın ünlü “Omerta – Suskunluk Yasası” gibi!..
Bir-iki “yazar” ve bir-iki “rol model” hariç, kimse kimseyi kırmak, küstürmek istemiyor, dahası “gerçekleri eveliyor, geveliyor ama eşelemiyor”; öyle olunca da, “Türk basketbolunu bu duruma düşürenler”; tek pota sokak sallabolcularını Türk takımlarının temeli yapanlar, at oynatmaya devam ediyor!..
“Tek tük istisnalar hariç, ki Federasyon Başkanları arasında istisna da yok, koçlar böyle, kulüp yöneticileri böyle!..
İşte Ergin Ataman; “sallabolcu” koç, “Kürsü ve madalya” diye çıktığı bir yolculukta , “o olmazsa Olimpiyat’a katılma hakkını hedef gösteren” ama “16 takım arasında Türk Milli Takımı’nı 14′üncü yapabilen” bir koç!..
Bugün elindeki kadro ile “son yılların en güçlü Galatasaray’ını kuran”, buna karşılık hemen hemen her maçında camiasına, taraftarına “galip mi, mağlup mu” diye “papatya falı açtıran” bir koç!..
“İstikrarsız maçlar” art arda gelmeye başlayınca, “heyecan ve sürpriz arayan” bitmedi, “basketbola yakınlığımı bildiklerinden bana da tahminlerimi soran” İDDAA meraklısı arkadaşlarıma bol bol “alt / üst ya da handikaplı” bahis oynatan bir koç!..
Pota altında “canavar gibi” uzunların var, forvetlerin “birinci sınıf”, oyun kurucuların da “Türk standartlarının üstünde” ve skorer; eee; Galatasaray neden “basketbol oynamıyor” da, “sonucu” sallabolun elinde esir ediyor; tutarsa ne âlâ, tutmazsa yandı gülüm keten helva!..
Böyle mi olur, koçluk?..
Büyük gazetelerimizde, futboldan arta kalan “küçük pencerelerde yazan” basketbol yorumcusu arkadaşlara soruyorum; neden eşelemiyorsunuz, Ergin Ataman ve Galatasaray gerçeğini?..
Efe mi, kızar mı, efe olsa da, kızsa da ne yapar, ne yazar?..
Galatasaray’ı bilmem, ama Ataman Türk Basketbol Milli Takımı koçluğundan alınmalıdır; zira “diğer” koçlara kötü örnek oluyor!..

Sahipsiz Galatasaray!..

Galatasaray yönetimleri için nitelendirmesi şöyle; “hovardaca para harcamak, salak salak transfer yapmak, takımı futbolcu çöplüğüne çevirmek, beleşçilik, monşerlik, sadece puro içmeyi bilmek!..”
Galatasaray Yönetimi; tısss!..”
Bu sözler “sporda şiddeti önlemek için özel olarak çıkarılan” 6222 sayılı yasaya göre suç; zira ortada “çok açık bir tahrik var!..”
Baktım, spor basınımızda da “ses seda yok!..”
Herhalde “bir yerlerden ikaz edildi” ki; bizzat kendisi “bir aile meclisinde şakayla, espriyle karışık edilmiş sözlerdi, bunlar” diyerek itiraf etti; “Galatasaray’la dostmuşlar, şöyleymişler, böyleymişler!..”
İnsaf; insan dostları için, hem de “gazetecinin kaynadığı” TSYD’nin Eğitim Semineri’nin masalarında “espri” diye bu nitelendirmeleri yapar mı?..
İnsanları “aptal yerine koyduğunu zanneden”, aynaya bakıp da, “Talep ettiklerinde haklı gerekçelerle stadında oynama önerisini reddettiler” diye, Galatasaray ve Galatasaray yönetimleri için neler söylediklerini hatırlamayan bir Başkan var, Beşiktaş’ın başında!..
“Kendi stadı için verdiği tarih ve sözleri tutamayınca” ve de “eleştiriler artınca”, işte “böyle laflar ederek” hedef saptıran bir Başkan; “Biz kendi paramızla yapıyoruz, zorlukları aşıyoruz” diyebilmek için, “bu lafları ortaya atan” bir Başkan!..
Sevgili Fatih Altaylı’nın “Siz devletten yardım görmeden mi yapıyorsunuz” sorusu ile “sorduğu desteklere cevap veremeyen” bir Başkan!..
Bu tabloya biraz şaşıyorum da, şaşmadığım bir şey var; “Anlı ve de şanlı spor medyamız”, Fikret Orman’ın sözleri gibi sözleri, bir dost sohbetinde Galatasaray Başkanı, Beşiktaş için, Fenerbahçe için söyleseydi; acaba “dünyayı başına yıkmak için” seferber olmaz mıydı?..
Hiç şaşırmadığım bir şey daha var; kürsüye çıkıp, “Yargıtay’dan onanan karar” ile “İbra edilmeme kararını yok eden” Adnan Polat’ı “o karar çıkmamış gibi” karalamaya kalkışması, dahası, “Galatasaray eski başkanının ciddiye alınması gereken rakamlarla dolu iddialarını yalanlamaya ve bir başka eski başkanı savunmaya çabalayan” Galatasaray Divan Kurulu’nun ‘tarafsız olması gereken’ Başkanı’nın, Fikret Orman’ın “bu çirkin lafları için” tek kelime etmeye gerek görmemesi!..
Vah koca Galatasaray, kimlerin eline kalmışsın da ağlayanın yok!..

Vicdanlar sızlasın!..

Dün sabah  Türkiye’de okuyunca haberi, başımdan aşağı kaynar sular döküldü; “Türkiye’deki tek profesyonel bisiklet takımının kapısına maddi imkansızlıklar sebebiyle kilit vurulmuş; içinde olimpiyatlarda da yarışma fırsatına kavuşmuş olanların da bulunduğu 14 bisikletçi açıkta kalmıştı”; bravooo!..
“İflas haldeki kulüplerin har vurup harman savurduğu sponsorluk paralarını gözünü kırpmadan futbola yatıran” Devletimiz, “Uluslararası Türkiye Cumhurbaşkanlığı  Turu’na renk katan, heyecan katan, etap başarıları olan” Torku Konya Şekerspor’un Bisiklet Şubesi’ne, o şubeyi yaşatacak “nohut çekirdek parasını” çok görmüştü!..
Bilmem ki, bu ülkede Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Spor Toto neden vardır; bu” bonusun da bonusunun bonusu  niteliğindeki sorunu” bile çözemedikten sonra?..
Bir defa değil, bin defa yazıklar olsun!..

Logo’dan sonra araba krizi mi?.. 

TSYD’de “Logo krizi” panik içinde kapatılmaya çalışılıyor; zaten “çok zayıf bir tasarım olan” logoya, “iki gün içinde”, Türk Bayrağı, Derneğin kuruluş tarihi ve futbol topunun üzerine de bazı spor branşlarının figürlerini ekleniverdi.
Yönetim, “yapılan  büyük gafın unutulacağını” sanıyor, ama tepkiler çığ gibi!..
Bu arada, “logo krizinin üzerini örttüğü” bir başka kriz de patladı, dermekte; “Araba krizi!..”
Yeni “kriz iddiası” için deniyor ve soruluyor ki; “Kendi arabasını, Derneğin bir şubesine satan, dahası derneğin yönetici ve üyelerini taşımak için alınmış minibüsünü de satarak, kendisine makam otomobili alan kimdir?..”
Bana anlattılar inanamadım, hâlâ da inanmak istemiyorum; yönetim bir açıklama yapsa da, “işin aslını, astarını” öğrensek!..

Şaka!..

Arda Turan, Emre Çolak’a çok kızmış; “O iyi futbolcuymuş ama istenen, beklenen futbolu oynamıyormuş. İyi dinlesin, uyusun, yorulmadan antrenmanlarına gitsin” diye, ona araba da almış!..
Sevgili Arda, ne var ki, çocukcağız, arabayı “Gezsin, tozsun, hovardalık yapsın” diye aldığını zannetmiş; kabahat senin!..