Kupa 1’de Duble Zamanı (Real Madrid: 9 – Obradovic: 9)
19.05.2018 - 16:55

Tüm EuroLeague sezonu boyunca beklenen an sonunda geldi. Temsilcimiz Fenerbahçe bugün Real Madrid ile kupa mücadelesi verecek. Final-four’da Zalgiris ve CSKA’yı eleyen bu iki ebinin mücadelesi öncesi öne çıkan noktaları ele almak, maçı izleyecekler için faydalı olacaktır.

Temsilcimiz Fenerbahçe ligin sonlarına doğru form grafiğini yukarı çıkartarak final-four’a ulaşırken, Madrid ev sahibi avantajı olmadığı PAO eşleşmesini geçerek Belgrad’a geldi. Fener’in Zalgiris maçı, mücadele ve sayı farkı baz alındığında zor geçmiş gibi görünse de kanımca Fener yarı finali rahat geçti. Zira sezon boyu hücum odaklı oynamaya alışmış Zalgiris’in Fener’in uzman olduğu savunma temelli yarı saha oyununu tercih etmesine, temsilcimiz olağanüstü savunma direnciyle karşılık verip oyunu ve skoru almayı başardı. Nitekim Zalgiris’te köşe üçlükleri ve Pangos’un Jankunas’ın sahanın dirsek denilen bölgesindeki – orta mesafe şutlarına yardım etmesi gibi öne çıkan organizasyonlar söz konusu olmadı. Madrid ise senelerdir atlet uzun eksikliği nedeniyle ribaund problemleri yaşasa da “suicide squad” diyebileceğimiz kısa rotasyonuyla ligi yine domine eden CSKA’yı boyalı alan üzerinden alt etmeyi başardı. Bir başka ifadeyle Fener de Madrid de rakibin zaaflarını çok iyi kullanarak finale geldi. Fakat Llull’un da döndüğünü hesaba katarsak bu sefer iki ekibin de rahatlıkla işlemeye müsait büyük zaafları olmayacak.

Takımların oyun yapılarını yeniden hatırlatalım. Temsilcimiz rakip yarı sahada doğru şutu bulana kadar topu çeviriyor, kendi potasında ise rakibini fizikli beşleriyle bunaltarak direnç kırıyor. Nitekim Zalgiris maçının anahtarı da sezonun en iyi savunması oldu. (“Dixon olmasa Fener zorlanırdı.” diye düşünenlerin aksine kanımca Fener Zalgiris’e hiçbir zaman maçı bıkaracak görüntüde olmadı.) Sakatlıklarla boğuşan Madrid ise Avrupa’da tempolu basketbolun en önemli temsilcisiyken eski tip uzunları da kadrosunda barındırarak oyununa çeşitlilik katıyor. (Sakat Kuzmic bu nedenle alınmıştı.) Bu nedenle pozisyon sayısının artması ve guardlar ile kanat oyuncularının ritim bulması Madrid için oldukça önemli.

Takımların kimlikleri önemli olmakla birlikte Final-four’daki tek maçlarda sezon boyu uygulanan hücum setleri ve savunma şablonlarının dışına çıkılabileceği unutulmamalı. (Örneğin, Saras’ın takımı meşhur elmas dizilimli ikili oyununu neredeyse hiç oynayamadı. Keza temsilcimiz de asansör setlerini efektif kullanamadı.) Nitekim Madrid’in, kısaların verimini artıran ve perde üstüne perde yapılan “duvar” setlerinin Avrupa’nın en iyi help&recover (yardım getirip pozisyonuna geri dönme) savunmasına karşı rahatlıkla uygulaması imkansıza yakın. Çünkü temsilcimiz, ligde Olympiacos ile birlikte rakibi en iyi bozan iki takımdan biri. Madrid ise bu alanda Fenerbahçe’ye gerek alışkanlıklar gerekse oyun içi dalgalanma nedeniyle rakip olamaz. Bu nedenle Madrid, temsilcimizin tersine, maçı daha iyi savunarak değil daha iyi hücum ederek kazanmayı hedefleyecektir.

Sezon içindeki maçlarda baktığımızda ise durum 1-1. İki maçta da takımlar 75-80 arası pozisyon kullanırken farkı belirleyen detaylar olmuştu. Final maçında koç seviyesi açısından ibre temsilcimizden yana olsa da kadro kaliteleri denk denilebilir. Bu açıdan geçen sene Doncic’i sahadan silen Kalinic bu sefer ligin en iyi beşine girerken, yükselen yıldız ve MVP ödülünü birlikte alan farklı bir Doncic’le karşılaşacak. Bu ödüllerin yanında F-4 MVP’liğini de koymak isteyen Doncic’e, Campazzo ve ağır sakatlıktan formda dönen geçen seneki MVP Llull’un yanında Causeur de büyük destek veriyor. Nitekim Causeur’ün +,- istatistiğinde CSKA’ya karşı 19 dakikada +17’yi görmesi maçın en büyük x-faktör katkısı olmuştu. (Yan parçalarda skor olarak Thompkins öne çıksa da momentumu ele geçiren Causeur’dü.)

Olası bir Doncic-Kalinic eşleşmesinin yanında Fenerbahçe’nin kısalarının Doncic-Lull-Campazzo üçlüsüne verimlilik/tercih anlamında yenilmemesi gerek. Dahası Vesely-Ahmet-Thompson üçlüsü fiziksel olarak kendileriyle eşleşebilecek Ayon-Reyes-Tavares ile mücadele edecek. Bu açıdan Obra’nın fizikli beşine karşı benzer bir beşle sahada kalacak kadro derinliğine sahip Laso.  Forvetlere geldiğimizde ise Datome ve Kalinic’li rotasyonun Rudy ve Taylor’a karşı üstünlük kurması muhtemel. Bu açıdan yarı finalde harikalar yaratan Datome ciddi eşleşme problemleri yaratarak ibreyi temsilcimize çevirebilir ve final-four MVP’si olabilir. Ancak İstanbul’da kaybedilen maçta, Laso’nun Saras’ın yap(a)madığı kısalma hamlesini yaptığını ve Carroll’lu kısa beşin ne kadar sorun çıkardığını unutmamak gerek. Ek olarak Madrid’in Zalgiris gibi top kaybetme pahasına boyalı alanda kalabalık kalarak ribaund üstünlüğünü ele geçirme gibi stratejide olmasını beklemiyorum. Ancak böyle bir üstünlük oluşursa ibrenin Madrid’e dönmnesi muhtemel. Dahası Baskonia serisinde ve Zalgiris maçında zaman zaman kontak kapatarak seriler yiyen Fener bu sefer buna izin vermemeli.

Yine de Fenerbahçe, kadro kalitesi ile rakibin farklı kombinasyonlarına cevap verebilecek durumda. Çünkü ligin en iyi altıncı adamlarından birinden (Nunnally) hücumda neredeyse hiç katkı alamadığı maçta bile ekstra hücumcular çıkaran Obradovic, yarı finalde daha ilk çeyrekte 11 oyuncu kullanacak bir lükse de sahip.  Bu nedenle iki koç da oyuna kendi doğruları çerçevesinde hükmetmeye çalışacaktır. Maçın anahtarı da pozisyon sayısı kadar doğru yerde momentumun kimde olduğu olacaktır. Bu işin uzmanı da Obradovic.

Sonuçta bu yaz NBA’e gitmesi beklenen Doncic, Madrid’e 10. kupasını kazandırmak isteyecekse de favori, takımının savunma seviyesini Tanrı Dağı’na çıkaran ve bireysel olarak 10. kupasını kovalayan bir koçun çalıştırdığı temsilcimiz Fenerbahçe’dir. Maçın geçen seneki kadar kolay geçmesini beklemiyorum. Fakat maç içi mikro hamle uzmanı Obradovic’in Laso’nun aklını yine karıştırarak kupaya uzanma olasılığının yüksek olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın