Kim Akıllı, Kim Değil? / ADNAN ONARAN
31.07.2015 - 20:54

Yıl 2009 ay Ocak. Bogdan Tanjevic Fenerbahçe’yi çalıştırıyor… Hatırlarsınız ilk 5’in boy ortalamasını 2.00 metrenin üzerine çekme projesinin ikinci sezonundayız… Ayhan Şahenk’teki bir Galatasaray derbisi öncesi her ne kadar çalıştığım gazete yasaklı olsa da sarı-lacivertlilerin antremanını takip etme şansı buluyorum. Antrenman öncesi her zamanki gibi Damir Mrsiç tüm takımdan önce salona gelmiş ve takımın fiziksel gelişim sorumlularından biriyle çalışırken giriyorum salona. Kaptan şut atarken salona İtalya’daki U-16 şampiyonasından Wilt Chamberlain istatistikleriyle dönen Enes Kanter giriyor. O yazki performansıyla artık iyiden iyiye Avrupa’nın gelecek vadeden uzunundan NBA draft 1 numarasına dönüşmüştü Enes. O da tıpkı Mrsiç gibi diğer oyunculardan önce salonda.. Hem de en son maçını 27 Kasım’da oynamış olmasına ve dizindeki sakatlık nedeniyle sezonun sonuna kadar da oynayamayacak olsa da… Enes kısa bir orta mesafe şut çalışmasının ardından yanımıza geliyor. Kaptan, Enes’ten övgüyle bahsettikten sonra hiç bitmek bilmeyen şut çalışmasına geri dönüyor… Ben de Enes’le konuşmaya başlıyorum. İlk konu sağlığı; dizindeki ödem o sezonki büyük problemiydi. İtalya’daki şampiyonadan da acı bir mirasti. Dizinin tedavisi devam ediyor ve iyi olacağını söylüyordu. Ortadaki samimi durum gereği naçizane tavsiyelerde bulunuyorum. Zaten ortak akıl olan ‘iyice iyileşmeden oynamaması gerektiği’ konusunda hemfikir kalıyoruz… İkinci konu Enes ve geleceğiydi… Şimdi bu noktada şöyle bir durum var. Ya Enes her ne kadar samimi bir ortam olsa da o anda esas düşüncelerini gizledi. Ya da bu konuşmamızın ardından, 8 ayda fikirleri değişti. Ki ikisi de gayet normal insan refleksleri. Ama o konuşmada kendisi bana “Sence ne yapmalıyım?” diye sorduğunda seçenekler şunlardı. Olabildiğince çabuk NBA’ye gitmek ya da hazır olana kadar Avrupa’da devam etmek. Yine aklın yolu birdir yorumum “Senin NBA’de oynamaman gibi bir basketbol ihtimali yok hatta o kadar iyi olabilirsin ki ne zaman hangi takımda ne rolde olacağına dahi sen karar verebilirsin” olmuştu. Gerçekten de Enes’in 1-2 yıl daha Avrupa’da kalıp draft’te 1 numara olmaması çok uzak bir ihtimaldi. Zaten 2 yıl basketbol oynamadan girdiği draft’te 3. sıradan seçilmesi de onun potansiyelinin açık göstergesi. Gözün gördüğünü inkar etmek mümkün değildi. Enes de çok mantıklı bir şekilde hiçbir şeye acele etmeyeceğini söylemişti. Hatta o konuşmamızda bazı menajerlerin ABD’ye götürmek için acele edeceği konusu açılmıştı. Enes vaktimi bekleyeceğim mesajını veriyordu. Ancak öyle olmadı Enes o yaz ABD’ye gitme kararı aldı. Euroleague’den Lise-üniversite arası bir kuruma hem de… Kaçarcasına gitmesinin sebebi olarak eğitim ve İngilizce’yi gösterdi. Fenerbahçe’nin 5 yıllık kontrat önermesi de korkutucu gelmiş olabilir. Tabii o zaman Olympiakos’tan gelen 2 yıllık teklifi neden kabul etmediği de cevabı merakla beklenen bir soru. Çünkü şu anda NBA’de eleştirildiği ve eksik olduğu nokta savunma. Avrupa’da kalmış olsa ve geçirmiş olacağı iki sezonun ona bu konuda ne kadar katkı yapmış olacağını düşünmeden edemiyor insan. Şimdi Enes Thunder ile maksimum kontrata imza attı bunun üzerinden iki ay geçmeden de basketbolumuzun bir başka efsanesi Hıdayet Türkoğlu da onu ‘bazı gerçekleri görecek kadar kafası çalışmıyor’ olmakla değerlendirmiş. Politik konuya girmeden insanların doğru ya da yanlış kararlar vermesinin insani bir tutum olduğunu iyice anlamak gerekir. Tabii kendi kararlarını kendin vermek kaydı şartıyla. Aksi halde bir piyon olarak kullanılıyorsan Milli Takım oyuncusu olmak ve toplumun tüm kesmi tarafından öyle benimsenmek zordur. Tıpkı bunun TBF’nin Başkanı ve CEO’su için geçerli olduğu gibi…

ADNAN ONARAN

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın