Funda Nakkaşoğlu: İnşallah bir gün ben de bu takımda oynarım
08.07.2016 - 21:29

Funda Nakkaşoğlu... Siz onun adını belki Rio Olimpiyatları’na hazırlanan A Milli Kadın Basketbol Takımı kadrosuna çağrılınca duydunuz ama Funda bu sporu yakından takip edenler için aslında hiç de sürpriz bir isim değil.  
Ancak biz yine de milli formaya aday bu genç yıldızın kim olduğunu size anlatmak, kendisini Türk Basketbolseverlere daha iyi tanıtmak istedik.

Funda Nakkaşoğlu kimdir?
-Annemin ismi Menekşe, babamın ismi Can. İkisi Türkiye’de tanışıp evleniyorlar..  Daha sonra çalışmaya Avustralya’ya gidiyorlar. Melbourne’e yerleşiyorlar. Ben 1995 doğumluyum. 2014 yılına kadar Avustralya’da kaldım. Babam eski bir basketbolcu. Onun teşvikiyle basketbola başladım. Beni uzun bir süre babam çalıştırdı. Daha sonra Melbourne’de bulunan Bulleen Boomers kulübünde U12 takımında basketbol oynamaya başladım. 18 yaşına kadar bu takımda oynadım. Ondan sonra bu takımın WNBL liginde (Avustralya Kadın Basketbol Ligi) forma giydim. 2014 senesinde hem öğrenim, hem de basketbol oynamak için ABD’ye gittim. Amerika’da Utah State Üniversitesi’nde oynadım. Bu sene başında Florida Üniversitesi'ne transfer oldum.

Pozisyonun ne?
-Oyun kurucuyum.

Milli Takım yöneticilerinin dikkatini nasıl çektin?
-A Milli Kadın Basketbol Takımı Antrenörü Ekrem Memnun TV’den WNBL maçını izlerken beni görmüş. Daha sonra yaz ligi maçlarımı da izlemiş. Dikkatini çekmişim. Aradan bir yıl geçtikten sonra Menajer Arzu Özyiğit bana mesaj attı. Milli Takıma gelip gelmek istemediğimi sordu. Ben de önce babamla konuştum. Babam da  Arzu Abla ile konuştu. Ancak benim için o sezon çok yoğun geçmişti. Milli Takım davetini yorgunluk ve yoğunluk nedeniyle kabul edemedim. Avustralya’da yaşayan ailemle birlikte  olmak istedim. Bu yüzden çok istememe rağmen gelemedim. Bu sene başında Arzu Abla Las Vegas’a konferans turnuvasına geldi. Maçlarımı izledi. Daha sonra benimle görüştü. Bana milli takım davetini tekrarladı. Ancak benim transferim vardı. Daha sonra bir de yeni okuluma kayıt olabilmem için bazı sınavlar ortaya çıktı. Önce onları halledip sonra kafaca rahat olarak Mili Takıma gelmek istediğimi söyledim. Arzu Abla da kabul etti. Arzu Abla Haziran ayı içinde bana tekrar mesaj atı. ‘’Slovenya’da kamp var. Teknik kadro seni bu kampta görmek istiyor’’ dedi. Bu kez teklifi kabul etim. Babamla İstanbul’a geldim ve kampa katıldım. 



İlk izlenimin nedir?
-Ben Türkiye’ye gelmeden Milli Takım’dan  Nevriye’yi, Işıl’ı, Şaziye’yi, Birsel’i, Bahar’ı, Şebnem’i tanıyordum zaten. Maçlarını TV’den sık sık izlerdim. Hatta 2012 senesinde babamla birlikte Ankara’da Olimpiyat Elemeleri’nde Milli Takımı ve bu oyuncuları izlemiştim. Kampa gelince de fazla yabancılık çekmedim. Tek sorunum Türkçe’yi tam olarak konuşamamak. Ya da bazı Türkçe kelimeleri tam öğrenemediğim için cevap vermekte zorlanıyorum. 2012’ de Milli Takımı Ankara’da seyrederken, ‘’İnşallah bir gün ben de bu takımda oynarım’’ dedim. Bu isteğime kavuştum. Çok mutluyum.

Bundan sonraki hedefin ne?. Örneğin Olimpiyatlar’a bu takımdan sadece 12 oyuncu gidecek. Seninle birlikte şimdi 15 oyuncu var. Yani bir anlamda 3 oyuncu dışarıda kalacak.Hayır  Rio’ya bu takımla gidemezsen üzülür müsün?
-Hayır üzülmem. Sonuçta bu takımın içinde olmak istiyordum. Bunu başardım. Şimdi bana düşen daha çok çalışıp, ileri zamanlarda hep bu kadronun içinde olmak.

Teklif gelirse Türkiye’de oynamak ister misin?
Okulum bittikten sonra neden olmasın. Tabii ki çok isterim.



3 gündür İstanbul’daydın. 1 gündür de Slovenya’dasın. Seni bu 3 günde en çok etkileyen olay neydi?
-Ben Türkiye’yi biliyorum. Her yaz ailemle birlikte tatile geliyorum. İzmir ve Çeşme’ye çok sık geldik. Sadece İstanbul’u daha önce hava alanı dışında görmemiştim. Otelden dışarı da bu 3 günde sadece salona antrenmanlara gittiğimiz için bir fikrim yok.

Röportaj: TBF

Fotoğraflar: Fehmi Özgüler

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın


Tweetlerimiz