Fenerbahçe devrim yaptı / GÖKHAN TÜRE
23.01.2021 - 12:28

CSKA’nın geçen hafta evinde Barcelona’ya kaybetmesi, Fenerbahçe BEKO’nun Moskova’da Rus ekibiyle oynayacağı kritik maçın zorluk derecesini bir tık yukarı taşımıştı.

Evinde uzun yıllardır üst üste iki maç kaybetmeyen, bu travmayı 2000’li yıllarda sadece bir kez (o da 2008-2009 sezonunda ve arada bir deplasman galibiyeti vardı) yaşayan CSKA’nın vidaları sıkacağı, liderlik tahtının sallanmaması adına Fenerbahçe maçına daha bir önem vereceği ortadaydı. Öyle ya; Moskova’ya üst üste beş maçını kazanmış, eski günlerine geri dönüşün sinyallerini veren bir Fenerbahçe BEKO geliyordu… Öte yandan, durum ve şartlar ne olursa olsun, Sarı-Lacivertli takımın son yıllarda Rus ekibiyle oynadığı ve “son topla” biten maç adedi de bir hayli fazlaydı.

İşte tüm bu ahval ve şerait dahilinde Fenerbahçe’nin mevcudiyetinin yegane temeli, son maçlarda yaptığı tüm doğruları tekrar etmekle birlikte (savunmada, hücumda yardımlaşma, paylaşma, süreklilik, motivasyon, fedakarlık) takımda “yıldız” statüsündeki isimler De Colo ve Vesely’nin maça ne kadar artı değer katacağına dayanıyordu. Ve Kanarya, CSKA’ya evinde üst üste ikinci yenilgisini tattırmakla kalmayıp, Rus rakibini tahttan da indirmeyi başardı.

Son maçlara baktığımızda, sakatlıktan dönen Vesely’nin basketbol kalitesi olarak çıtayı oldukça yukarıya çektiğini, oyunun iki yönünde de olağanüstü katkı verdiğini, bazen bir guard gibi saha görüşüyle hücuma yön verdiğini, takım arkadaşlarını da çıtayı yukarı çekmeye zorladığını gözlemliyorduk. Dün o çıtayı öyle bir seviyeye çıkardı ki, izlerken keyif almamak, kıpırdamadan durmak mümkün değildi… Onun takımına neler kattığını anlatmak için istatistik kağıdına bakmak, orada açığa çıkan verilerle konuşmak kolaya kaçmak olur. Sadece son 3 dakikada, önce De Colo’nun asistini smaçla tamamlayıp, sonra serbest atış çizgisinden 2’de 2 yapıp, ardından Guduric’in çemberden seken topunu tipleyip, sonrasında da James’in kader topundaki üçlük atışını blokladığı zaman dilimi, Vesely’nin dünkü maçın kaderine nasıl etki ettiğini görmek için yeterli… Basketbolunun en olgun çağını yaşıyor Vesely… O işini en güzel şekilde yapıyor, biz de keyifle izlemeye devam ediyoruz.

Sezon başından beri haklı olarak eleştirdiğimiz, o abarttıkça bizim de eleştiri dozajını arttırdığımız Fransız guard, 208 maçlık Euroleague kariyerinin en görkemli ikinci performansını tekrar etti dün… Bir oyuncunun, aynı sezon içinde hem de bu kadar kısa bir süre içinde performans olarak 180 derece farklı bir görüntüye kavuşması bir taraftan şaşırtıcı, diğer yandan da müthiş keyif verici… Kesinlikle olağan dışı bir hikaye De Colo’nunki… Adeta küllerinden doğdu… Kariyerinin en parlak günlerini yaşadığı CSKA Moskova’da dahi böylesine verimli, takım için çabalayan, paylaşan ve en önemlisi de savunmada böylesine gayretli bir De Colo’yu izlememiştik… 8/9 saha içi isabet, serbest atış çizgisinden 4/4 isabetle 22 sayının altına imza attı. 9 asist, 4 top çalma ve 2 ribaundla 38 verimlilik puanına ulaştı.

Guduric, Eddie, Pierre üçlüsü bu ikiliyi tamamlayıcı unsurdu dün sahada… Ahmet’in sakatlığı sonrası CSKA uzunlarıyla boğuşan Vesely’ye müthiş destek verdiler. Ulanovas belki hücumda üretemedi ama savunmada verdiği katkı takdir edilecek cinstendi. Brown da dün fazla topa giremedi ama yine de son çeyrekte hem De Colo’nun kenarda dinlendiği süreçte savunmada, hem de kritik anlarda el yakan toplarda devreye girdi. Kaptan Melih, dün Sarı-Lacivertli takımın en verimsiz ismiydi. O gününde değilken belki CSKA maçlarının “ilacı” Bobby tercih edilebilirdi. Ama sonuçta Kanarya, bu zor deplasmandan “ekstra bonus” niteliğinde müthiş bir galibiyet çıkararak Play-Off yolunda önemli bir hamle daha yaptı.

Oyunculardan bahsettik… Haftalardır da onlardaki değişimi, gelişimi, fedakarlığı, özveriyi, paylaşımı dile getiriyoruz. Guduric’in gelişi, Vesely’nin sakatlıktan dönüşü, De Colo’nun küllerinden doğuşu elbette bu altı maçlık galibiyet serisinin hikayesinin ana unsurları… Ama teknik anlamdaki köklü değişimin de getirisini yabana atmamalı… De Colo’nun bir ay içinde gece ile gündüz gibi değişen çizgisi kadar, baş antrenör Igor Kokoskov’un da müthiş bir teknik ve zihinsel değişim içine girdiğini söylemek mümkün… Sarı-Lacivertli takım, bundan sadece 1 ay öncesine kadar 30-40 sayı fark yerken, O’nun kenarda en ufak bir mimik göstermeden imaj zedeleyici yenilgileri izlemesini HAKLI olarak eleştiriyorduk. NBA’deki yapıda işe yarayan ama Euroleague’de para etmeyen, topun tek oyuncunun elinde eridiği, diğerlerinin “figüran” olduğu verimsiz, bu kıtaya asla uymayacak basketbolun zarar verdiğini buradan HAKLI olarak defalarca dile getirmiş, hatta istifa etmesinin de doğru bir karar olacağını vurgulamıştık… Fenerbahçe O’nu değiştirmeden, O kendini değiştirdi; hem de tepeden tırnağa!.. Bu “zihinsel” devrimin en can alıcı tarafı oyun sistemindeki değişimdi. Euroleague’de bırakın bireysel yetenekleri belli düzeyde olan oyuncularla bir noktaya gelmeyi, çuvalla para saçsanız da SAVUNMA OLMADAN hedefleri tutturmanız mümkün değil, olamaz. Bunun en güzel örneğini de bu sezon Khimki’de görüyoruz. Euroleague’in en pahalı bütçelerinden biri… Kadrosunda hücum yönüyle sivrilmiş onca oyuncu var. Ama savunma zaaflarıyla baş edemediklerinden 21 maçta topu topu 2 kez kazanabildiler ve son sıradalar!.. Kokoskov, bu kadronun ancak enerjisini savunmadan alarak hücumu ateşleyebileceğini geç de olsa gördü. Savunmada sürekli adam değişen ama değiştikten sonra da ters eşleşmede kolay kolay yenilmeyen, hücumda da “eveleyip geveleyen” tekdüze oyundan geri adım atıp, topun daha seri bir şekilde “en uygun eli” bulana kadar döndüğü, paylaşan düzene geçiş sağlandı. Bu noktada Guduric’in kadroya dahil edilmesinin de bu süreci hızlandırdığını unutmamalı. Saha içinde izlerken bile yoran “kafa karışıklığının” ortadan kalkması ve rollerin netleşmesi, herkesin görevine odaklanması  ve en önemlisi de “PAYLAŞIM” ile saha içindeki verim arttırıldı. Vesely’nin sakatlıktan kafaca da hazır dönmesi, De Colo’nun da bir şekilde kafasındaki sorunları aşıp doğruya yönelmesi , dünkü CSKA galibiyetiyle alevlenen çıkış sürecinin en önemli mihenk taşlarıydı.

Kokoskov’un, Avrupa’da uzun yıllardır çalışan, rakip takımlardaki coachlardan tutun da oyunculara kadar “ne yiyip ne içtiğine kadar” bilgi sahibi olan, sahada kimin ne yapacağını bilen meslektaşlarına karşı da doğal bir dezavantajı vardı. Bunu da zaman içinde aşmayı başardığını, rakiplerini daha iyi analiz ederek ekibiyle birlikte yol aldığını memnuniyetle gözlemliyoruz. Kokoskov’daki en önemli değişimlerden biri de, o bir ay öncesine kadar süregelen sessizliğini rafa kaldırıp, maçta haksızlığa uğradığı pozisyonlarda hakemlere itiraz etmeye, hakkını aramaya başlaması… Dün son çeyrekte kırılma anlarında De Colo’nun Hackett’a yaptığı faulde kararı ağır bulup, hakeme serzenişini  hem sözlü hem de el kol hareketleriyle gösterip teknik faul alması yerinde bir hareketti. Bu tip maçlarda bazen sert yüzünü göstermek, hataların önüne geçmeye çabalamak kadar oyuncularına, sahada onlara sahip çıktığını da göstermek demek… Dünün özelinde rotasyonu dar tutması da doğru bir karardı. Sonuç itibarıyla Kokoskov’daki bu değişim fazlasıyla işe yaradı ve Fenerbahçe BEKO da bu sayede basketbol kalitesini yukarı çekerek tırmanışa geçti.

Evet, CSKA deplasmanında gelen bu galibiyet EKSTRA oldu… Ayakları yerden kesmeden aynı şekilde mücadeleye, paylaşmaya ve savaşmaya devam etmeli. Yeni transfer Kyle O’Quinn’in gelişiyle birlikte Barthel’in de sakatlıktan dönmesi, ribaundlarda yaşanan sıkıntının asgariye inmesini sağlayacaktır. Bobby’nin tekrar devreye girmesi, Perez’in de form tutmasıyla Sarı-Lacivertli takımın skor opsiyonları fazlalaşacak... Önümüzdeki çift maçlı haftada önce Maccabi Playtika, ardından da Khimki maçlarından gelecek iki galibiyet, Play-Off yarışında Fenerbahçe’nin elini daha da güçlendirecektir.

Yorumlar


süleyman şah Fb.Beko'nun Eski Günlerini Özlüyoruzzzz
23-01-2021 20:18
jojo Gerçekler aslında bu kadar basit, açık. Euroleague gerçeği böyle. Bu gerçekleri dikkate alıp ona göre yaklaşımlar, çözümler üretince başka bir yola giriyorsunuz. Eğer göz göre göre bu açık realiteye aykırı bir yapılanmaya giderseniz, geri dönülmez ve kaybetmeye mahkum yaklaşımlar içinde debelenip durursunuz. Euroleague'in kendine özgü yazılı olmayan kuralları vardır ve ilk kural şudur: "Bu arenada şampiyon olacak son takım "kahraman basketbolu" oynayan takımdır... Kural açık: Top oyun kurucun, combo guardın vs. elinde 18 saniye hareketsiz bir şekilde kalıyorsa ve o kahramandan son 6 saniye hücumda yaratıcı işler yapmasını bekliyorsanız, kendi sonunuzu kendi ellerinizle hazırladığınızdan emin olabilirsiniz.
23-01-2021 13:53

Yorum Yazın