Çeşitlilik
17.11.2016 - 23:12

Geçen senenin hayaleti Fenerbahçe’yi hep takip edecek; Sarı Lacivertlilerin farkına varması gereken ilk konu bu.

Artık hedef takım Fenerbahçe; herkes onlarla oynamak için gün sayıyor, hazırlanıyor, hatta bir maç için önemli yatırımlar bile yapıyorlar. (Baskonia’nın video mapping yapması gibi…)

‘Ben iyiyim, bir şekilde kazanırım, en kötü fiziksel özelliklerimle işi çözerim’ düşüncesinin hayat bulamayacağını son 3 maçta gördü Fenerbahçe… 

Yorgunluk, yıpranma, mental kırılmalar kuşkusuz çok etkiledi Fenerbahçe’yi ama oyun anlamında bir kıvılcım buldukları zaman geçen seneye de dönebiliyorlar.

Bunu Galatasaray maçında da 'reaksiyon' göstererek yapmışlardı, Efes karşısında da 'çeşitlilikle' başardılar.

O çeşitlilik de Melih Mahmutoğlu’ydu. Obradovic, Nunnally’den vazgeçip Melih’e güvenince bir çok şey değişti.

Nasıl mı?

Efes’in 10-0’lık seri bulup 56-51 öne geçtiği üçüncü çeyrekte Datome’nin üçlüğü her şeyin başladığı andı. 3 boş atıştan sonra gelen ilk dış atış isabeti hem onun içini ferahlattı hem de taraftarı maçın içine soktu. Hatta öyle bir soktu ki, kaybedilen son 3 maçtaki savunmanın izlerinin üzerinden atabildi Fenerbahçe. Sloukas organizasyonda ipleri eline aldı; hem topu paylaştırdı hem de Vesely’i içeride kullandı.

Ancak çeşitlilik için gerekli olan katkı Melih’ten geldi. Melih hem topa baskı yapıp Efes’in düzenli oynamasının önüne geçti hem de hücumda dışarıdan isabetler bularak oyunu açtı. Dripling üzerinden üst üste sayılar bularak takımını rahatlattı.

Görüntü değişince savunma da agresifleşti elbette… Kötü gidişte, adam değiştikten sonra yardımlar için ayağı gitmeyen Fenerbahçe, son bölümde içeriyi kapatmayı başardı. Geçiş hücumlarını oynadı, Udoh’un asistleriyle topsuz koşuları buldu ve kazanmayı başardı.

Antic’i de sayarsak rotasyonu 9 kişiye çıkardı Obradovic… Başka çaresi yok. Çözümü takımın içinde bulmak için rotasyonu genişletmek durumunda Obra. Bu kadar yoğun bir dönemde tek çıkar yolu; karşılıklı güven…

Efes ise belli dönemlerde, özellikle tempoyu yukarı çektiği savunmayı iyi yaptığı anlarda etkili oldu. Ancak tepeden bu kadar delindikleri zaman yapacak pek fazla bir şey kalmıyor. Granger ve Heurtel geçildikçe sorunlar büyüyor.

Yine de en temel problem; maçın sonundaki kararlar. Cumhurbaşkanlığı maçı sonunda ‘alışkanlıklar’ belirleyici oldu demiştik. Anlaşılan o ki Efes, maçı bitirmek için Heurtel’in kararlarına bel bağlıyor ki bu pek de doğru bir bakış açısı olmasa gerek. Fenerbahçe’nin 11 top kaybında 10 top çalarak etkili olup 16 hücum ribaundu çekerek daha fazla hücum ettiler ama Heurtel ve Granger’ın dışarıdan 2/12’de attığı bir akşamda maçı bitirmeleri zordu. Üstelik bu tercihlerin çoğunun doğruluğu da tartışılıyorsa…

Yorumlar


miller hemen hemen aynı oyuncularla, haftada 3 maç oynamak kolay değil o yüzden de her takım her takımı yenebilir. ayrıca heurtel ve granger, her ikisi de iyi savunmacı değiller o da takımı çok etkiliyor ve cotton'dan beklenen katkı da gelmeyince işler zorlaşıyor. efes gibi köklü bir takım nasıl savunması iyi guard almaz akıl alır iş değil.
17-11-2016 23:25

Yorum Yazın


Tweetlerimiz