Buna da şükür / GÖKHAN TÜRE
21.02.2021 - 11:37

28 yıldır aralıksız katıldığımız Avrupa Basketbol Şampiyonası finallerinde tekrar yer alacak olmak elbette sevindirici…

Ancak final vizesini alış biçimine baktığımızda, hangi noktalarda basketbolun ‘elit’ ülkelerinden geride kaldığımızı, neleri doğru yapmamız ve neleri değiştirmemiz gerektiği konusunu masaya yatırmanın da tam zamanıdır.

Rakiplerimiz Hırvatistan, Hollanda ve İsveç’ti. Diğer gruplara baktığımızda zorluk derecesi açısından ‘en kolay’ gruptaydık. Elemelerin ilk maçı dışında kalan beş karşılaşmayı da evimizde oynadık. Hırvatistan ve Hollanda deplasmanına gitmedik bile!.. Shane Larkin gibi Euroleague’in üst seviye oyuncularından birini milli takım bünyesine kattık. Ama tüm bu çabalara rağmen ite kaka kazandığımız 2 maçla, sadece 1 sayılık averaj farkıyla finallere kalabildik.

Evet, bir devir kapandı, bir yenisi açılıyor. Jenerasyon değişimi sürecindeyiz. Ve bu sürecin sancılı olması da kaçınılmaz. Yetenek havuzumuz çok geniş değil. Ama Ay-Yıldızlı formayı uzun yıllar taşıyacak gençlerimiz de var. Alperen Şengün, Şehmus Hazer, Furkan Haltalı, Sadık Kabaca ve artık olgunluk çağına adım atan Buğrahan Tuncer, Berkan Durmaz, Berk Demir, Doğuş Özdemiroğlu, Berk Uğurlu, Metecan Birsen’in yanına farklı isimler de ekleyebiliriz. Sertaç Şanlı ve Melih Mahmutoğlu’nun tecrübesi bu takım için çok önemli. Bu isimlerin arasına NBA’den Cedi Osman ve Furkan Korkmaz’ı da dahil ettiğimizde ciddi bir potansiyele sahip olduğumuz da ortada… Alperen Şengün ve Şehmus Hazer, Buğrahan Tuncer ile birlikte Milli Takım’ın yeni yıldızları olmaya aday… Onlara güvenmeliyiz.

Önemli olan, yukarıda saydığımız isimlerin peşi sıra yetişecek gençlere şimdiden yatırım yapmak, yeni yetenek havuzlarının oluşmasına olanak sağlamak. İşte bu noktada ciddi sıkıntılarımız var.

Anadolu Efes, bu misyonunu geri plana atalı uzun yıllar oldu. Haklıdır, haksızdır; tartışılır. Bir dönem ‘basketbolcu fabrikası’ olarak hizmet veren ve Türk basketbolunu ayakta tutan Efes’ten sonra ‘son mohikan’ Banvit de çekilince artık alt yapı faaliyetlerinde öncelikli hedefi basketbolcu yetiştirme olan, bunu layığıyla yerine getiren başka bir kulüp de kalmadı. Bu iş ciddi yatırım gerektiriyor. Dolayısıyla hem tesis hem de nitelikli antrenörlerle donanmış yeni alternatifler yaratmak, potansiyeli olan mevcut kulüpleri desteklemek şart… Yani sadece gençler ligi düzenlemekle olmuyor.

Eğer 80 milyonluk koca ülkede biz yetiştiremiyorsak, daha doğrusu yetiştiremiyor hale geldiysek de o zaman çaresine bakalım. Başka bir yol bulalım. Mesela bursla ABD’ye yollayalım. Orada hem basketbollarını geliştirsinler hem de iyi eğitim alsınlar.

Dün İsveç karşısında sahaya tek dört numara Metecan Birsen’le çıktık. Sertaç ve Alperen’le başlayıp, Alperen’i dört gibi kullanmaya çalıştık. Ama gördük ki hareketli bir 4 numara olan Jerebko’nun savunmasında da aksadık. Bu bakımdan, Sertaç, Samet, Furkan ve Alperen’le 4 tane 5 numara ile sahaya çıkmak yerine, bu uzunlardan birini dışarıda tutup Berkan Durmaz’ı kadroya almak daha mantıklı olmaz mıydı?

Shane Larkin, Anadolu Efes’teki görüntüsünün aksine dün çok dağınıktı. Oyuna akıl koyma konusundaki becerisinden çok uzaktaydı. Belki de üzerindeki baskıdan olsa gerek vücut dili de çok olumlu değildi. 6 top kaybı yaptı, şut seçimlerinin de çoğu yanlıştı. Oyunu çok forse etti. Açıkçası dün ‘acaba devşirme olmasa da Berk Uğurlu ve Doğuş Özdemiroğlu, Buğrahan Tuncer, Şehmus Hazer daha fazla süre alsa çok mu şey değişir. Hatta daya iyisi olmaz mı?’ dedirtti Larkin… Umarım ileride bu hissi tekrar uyandırmaz.

Coach Orhun Ene dünkü İsveç maçı sonrası ‘daha cesur olmalıydık’ demiş. Çok haklı… Uzun yıllardır genel olarak en büyük sıkıntımız özgüven ve cesaret eksikliği… Bu yüzden yıldız çıkaramıyoruz. Bazı büyük hedeflerden şaşmamızın sebeplerinin başında da bu geliyor zaten. Oyuncunun cesaretini, özgüvenini yukarı çekmek biraz da teknik ekibin işi… Ene’nin de bu konuda oyuncuları arzulanan seviyeye çekeceğine inanıyorum.​

Neyse; kırk takla atarak da olsa finallere kalmak güzel… Dünya klasmanında ilk 10’un dışına düşmüştük (15). 28 yıldır aralıksız yer aldığımız Eurobasket’in dışında kalmak çok daha yaralayıcı olabilirdi. Buna da şükür.

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın