BSL takımları ne kadar verimli / TOGAN KARATAŞ
15.03.2017 - 16:56

Bir takımın hücum verimi ve savunma direnci nasıl ölçülebilir? Pekala basitçe attığı ve yediği sayılara bakarak bir karara varılabilir. Ancak gerçek anlamda takımların hücum ve savunma verimliliği, üretilen pozisyon başına atılan veya yenen sayıya bakarak anlaşılabilir. Bunun için de maçlarda kaç pozisyon üretildiği ve bu üretilen pozisyonlardan kaç sayı çıkarıldığını/kaç sayıya izin verildiğini incelemek gereklidir.

Örneğin; “BSL takımları içerisinde yedikleri sayı bakımından aralarında sadece iki fark olan (1502-1504) Anadolu Efes ve Beşiktaş aynı savunma sertliğine mi sahip?” Veyahut “Fenerbahçe’den daha çok sayı atan Banvit (1761-1734) gerçekten Fenerbahçe’den daha iyi bir hücum takım mı?” gibi soruların gerçekçi cevaplarını puan tablosundaki basit verilere bakarak göremeyiz.

Bu nedenle BSL takımlarının hücum - savunma verimlilikleri ve bu göstergelerle bağlantılı olan tempo seviyelerine bakarak bir karar vermek daha aydınlatıcı olacaktır. Bu veriler aynı zamanda takımların karakteristik niteliklerini de daha iyi anlamamızı sağlar. (Efes’in tempo aşkı, Galatasaray’ın kontrol hevesi vb.)

(Yukarıdaki grafiği http://www.court-side.com/csgc verileri üzerinden hazırladım. Sonuçlar yaklaşıktır, ayrıca analistler farklı yöntemler ile farklı sonuçlar elde edebilir. Tabloda sol eksen 100 pozisyon başına atılan ve yenilen sayıyı, sağ eksense tempoyu veya üretilen pozisyon sayısını okuyabileceğimiz eksenlerdir. Mavi ve kırmızı sütunlar hücum ve savunma verimliliğini, yeşil çizgi tempoyu gösterir.)

Ligi domine eden takımların göreli olarak hücumda verimli, savunmada ise dirençli olduğunu, alt sıralardaki takımlar için de tersinin geçerli olduğunu grafikten kolayca anlayabiliriz. (İstatistiki olarak anormal duran TED Kolejliler’in durumunu sanırım açıklamaya gerek yok. Can Sevim hoca çok zor bir görev üstlenmiş durumda ve bence elinden gelenin en iyisini yapıyor.)

Fakat genel resimde oldukça dikkat çeken bir takım var: Tofaş. Orhun Ene’nin takımı 21. hafta sonunda dokuzuncu sırada olmasına rağmen “net rating (of. rtg. – def. rtg)” olarak ligin en iyilerinden biri. Tofaş 100 pozisyon başına 102,2 sayı bulurken, 95,8 sayı yiyor. Bu açıdan Tofaş sıralamada üzerindeki beş takımdan daha iyi bir net verimliliğe sahip. Ayrıca Tofaş ligin oyunu en çok kontrol eden - en temposuz oynayan ikinci takımı. Bu çerçevede Orhun Ene’nin Obradovic gibi takımını kontrol ettiğini ve göreli olarak düşük tempoda ve yarı sahada çok verimli/dirençli oynayan bir takım yarattığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu açıdan teknik detayları iyi uygulamasının yanında öğretici vasfı da olan Orhun Ene ve öğrencileri alkışı hak ediyor. (Pek tabii ligimizde ve Avrupa maçlarında N. Markovic ve S. Filipovski gibi oldukça başarılı işler çıkaran ve alkışı hak eden başka koçlar da mevcut.)

Yine grafikte dikkat çeken bir diğer nokta da Trabzonspor’un alt sıra takımlarına göre daha verimli oynamasına rağmen play-off’tan üç galibiyet uzakta ve 12. sırada olması. Bu durum maç kazanma alışkanlığı eksikliği ile açıklanabilir. (Trabzonspor yakın geçen maçların çoğunu kaybetti.) Diğer taraftan Karşıyaka ise net rating’i “–“ olup ilk sekizde yer alan tek takım.

Öte yandan bir diğer dikkat çekici olgu da takımlar arasındaki tempo farkı. 21. hafta sonu itibarıyla play-off potasındaki takımlara baktığımızda, oyunu tam sahaya yaymaya çalışan Anadolu Efes hariç tüm takımların alt sıra takımlarına göre olarak düşük tempoda oynadığını görmekteyiz. (Play-off potası dışındaki takımlardan göreli olarak temposuz oynayan tek takım D. İ. Büyükçekmece.) Burada Avrupa Kupalarında yapılan mücadelenin yarattığı yorgunluk faktörü etkili olmakla birlikte ligimizdeki başarılı takımların koçlarının genelde dar rotasyonun da etkisi ile tempoyu düşürmeye çalışarak yarı sahada sonuç almaya çalıştığı sonucuna varabiliriz.

Alt sıra takımlarımız ise tempolu oynamasına rağmen ciddi verimlilik problemi yaşıyor. Bu çerçevede modern basketbolda takımların tempoyu yükselterek başarıya ulaşması gerçekliği şu aşamada BSL için genel manada geçerli değil diyebiliriz. (Alt ve üst sıra takımları arasında ortalama olarak 3-4 pozisyon fark var ve bu fark verimli değerlendirilirse sıralama değişir.) Yine bu sene Türkiye Kupası’nı kazanan Banvit’in de düşük tempo ve yarı saha oyunu ile ligin devlerini nasıl devirdiğini hatırlayabiliriz.

Yazının başında sorduğum örnek sorulara geri dönecek olursak; Efes ve Beşiktaş neredeyse aynı sayıyı yemesine rağmen Efes 100 pozisyon başına rakiplerine 85 sayıya izin verirken, bu sayı Beşiktaş için 91’dir. (O halde Efes’in savunması daha verimli/dirençlidir.)

Banvit ve Fenerbahçe’ye geldiğimizde ise Fenerbahçe 100 pozisyon başına 105 sayı bulurken Banvit 100 pozisyon başına 100 sayı buluyor. (Fenerbahçe Banvit’e göre daha verimli hücum etmektedir.) Aradaki farksa Banvit’in göreli olarak daha tempolu oynamasından kaynaklanmaktadır. Evet, Obradovic oyunu o kadar kontrol ediyor ki Filipovski’nin Banvit’i bile nispeten tempolu görünüyor.

Son haftalar yaklaştıkça BSL’de play-off ve kümede kalma yarışı daha da hareketlenecek. Yukarıdaki genel performansın devam edip etmeyeceğini ya da Tofaş ve Trabzonspor gibi grafikteki verilerin işaret ettiği sonuçları henüz alamayan takımların yerlerinin değişip değişmeyeceğini ise hep birlikte göreceğiz.

Not: Tribüne Renk Kat gibi bir projenin gerçekleştirildiği dönemde son haftalarda salonlarımızda şiddetin yeniden yükselmesine üzülerek şahit oluyoruz. Bu açıdan basketbolun bir oyun olduğunun unutulmamasını diliyorum. Rekabeti pekala şiddetsiz de yaşayabiliriz.

TOGAN KARATAŞ

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın


Tweetlerimiz