Ben Yok, Biz Var
20.04.2016 - 01:48

Ben yok, biz var…

Vesely sakatlandığında, idman formasını giyen Bogdanovic gibi…

Direnç kıran Datome’nin, ağzından çıkan ilk sözün ‘Jan’ olması gibi…

Karakter, klişe bir olgudan çok daha fazlası.

Dillere pelesenk belki ama bu Fenerbahçe’yi anlatmaya en uygun olgu bu değil mi?

Son şampiyon Real Madrid’i 3-0’la süpürmek için teknik/taktikten daha öte şeylere ihtiyacınız duyarsınız. Ve bunların hepsi Fenerbahçe’de fazlasıyla vardı.

Düşünsenize; Real Madrid, oyun dışı sertliklerini, gösterilerini sergileyecek sahne bile bulamadı. Yapamadılar. Çünkü duvara çarptılar. Şaşırdılar. Yoldan saptılar. Tam anlamıyla sürklase oldular. Saman alevi gibi bireysel parlamalardan öteye geçemediler.

Obradovic’in hamle üstünlüğünü hep bir adım geriden takip ettiler. Oysa ki Obradovic, hamlesini yaparken 3-4 adım sonrasını zaten görmüştü. Nerede kime nasıl güveneceğini çok iyi biliyordu.

Yoksa Bogdanovic’in ilk yarı 0/6’dan sonra 7/12 ile oynamasını nasıl açıklayabiliriz?

Savunmayı okuyarak en doğru paslarla 5 asisti bulan Sloukas’ın performansını nasıl izah ederiz?

Udoh’un tüm seri sahada kaldığı 97 dakikada sadece 2 faulle oynayıp 14.3 sayı 7.7 ribaunt 1.3 asist 2 blok 1 top çalma ortalamasıyla oynamasını  daha nasıl anlatabiliriz? Final maçında sahadayken Fenerbahçe’nin 18 sayı fark yakalamasını nasıl değerlendirebiliriz?

Vesely’nin sakatlanmasıyla Kalinic’in adeta, ‘onu aratmayacağım size’ demesini, atletizmiyle savunma ve ribauntlarda muazzam olmasını hangi akla sığdırabiliriz?

Bir takım eğer birbirinin ayağına basmıyorsa, egoyu çöpe atmışsa, savunmada modern basketbolun tüm gereklerini yerine getiriyorsa ve o savunmadan her oyuncu müthiş keyif alıyorsa Real Madrid gibi bir devin yıkılması işten bile değilmiş.

3 yanıt var ki maç içinde.. Real Madrid’in umutlanmasına bile izin vermedi:

* 5 kısanın verim vermediği, Real Madrid’in 1-2-2 alan peşinden eşleşen savunmasına karşı tıkandığı ve savunmada çember savunmasının düştüğü anda gelen 8-0’a karşı 3 uzuna dönüp 6-2 ile gelen;

* Devre başında Carroll ile dışarıdan, Ayon ile içeriden gelen iyi başlangıcı Bogdanovic’in muazzam liderliği ile 14-0’lık seriyle bertaraf eden;

* Hücumda kötü tercihlerle savunmadaki tuzağın ortasına dalışın ardından Llull’un iki üçlüğü ile tek hanelere inen farkı; Datome’nin dipten şutu, inanılmaz bloğu ve savaşarak aldığı ribauntla tekrar yukarı çeken

yanıtlar, Fenerbahçe’ye Madrid’den Berlin’e aktarma biletini verdi.

Artık Fenerbahçe çok daha sert, çok daha agresif, çok daha güvenli ve kupayı kazanmak için sadece 2 maç kazanması gerektiğini biliyor.

Evet; Fenerbahçe için telaffuzumuz kupayı kazanmak… Çünkü yıldızların, savunmadan bu kadar keyif alması, attığı bir şuttan sonra değil, çektiği bir ribaunttan sonra haykırması işte böyle umutlandırıyor bizi… O takımın başında Obradovic gibi oyuncusundan maksimumu alan bir ismin olması inandırıyor bizi…

Fenerbahçe, bir Final Four takımı artık… Ve şimdi vakit bir adım daha yukarı çıkma vaktidir.

Yorumlar


fatih Vakit şampiyonluk vakti artık. Bu takıma sadece şapka çıkartılır arkadaş.
20-04-2016 12:01

Yorum Yazın


Tweetlerimiz