Šarūnas Jasikevičius ve Barcelona: Bir Peri Masalı Yazılır Mı?
02.07.2020 - 19:11

“Barça’ya hayrandım. Bunu keşfettiğimde on yaşında bile değildim. Daha o zamanlar âşıktım basketbola. 1985 yılında, televizyonda, Grenoble’da oynanan Kupa Galipleri Kupası’nın final maçını izledim. Bir tarafta ‘benim’ Žalgiris’im, diğer tarafta evine galibiyetle dönen Barcelona. Yabancı takımların maçlarını izleme şansım fazla yoktu; o yüzden fırsat elime geçmişken her ayrıntıya dikkat ettim. O formalar, o renkler ve bir de isim: Barça. Kulağa tuhaf gelen bir isimdi ama ben çok sevmiştim.” - Šarūnas Jasikevičius’un “Kazanmak Yetmez” adlı kitabından


Baskonia’nın finalde Barcelona’yı aşarak İspanya şampiyonu olmasının ardından Barcelona yönetimi koç Stevislav Pesiç ile yollarını ayırdı. Ardından tüm kıtanın beklediği karar açıklandı: Koç Šarūnas Jasikevičius (Saras) ve Barcelona yönetimi arasında üç yıllık sözleşme imzanladı. Böylece Saras çok sevdiği şehre koç olarak geri dönerek takımın başına geçti ve muradına ermiş oldu. Üstelik bu sezondan itibaren oyunculuğundan beri sorun yaşadığı Pesiç’in koltuğuna oturacak.



Oyuncuyken biri Barcelona olmak üzere üç farklı takımda EuroLeague’i kazanan ve bu organizasyonun gelmiş geçmiş en büyük oyun kurucularından biri olan Saras, basketbol IQ’sunu koçluğunda da konuşturmaya devam etmiş ve Žalgiris ile ciddi başarılara imza atmıştı. Oyunculuğunda yarı sahada bir pick&roll ustası olan Saras Žalgiris’te de oyunun temeline ikili oyunu yerleştirerek oyuncularından 0 verim almayı başardı. Saras; düşük bütçelerle topun kıymetini bilen, disiplinli ve gerek hücumdaki elmas setleri gerekse savunmadaki ısıran yapısıyla rakibin yakasına yapışan bir takım kurarak buraya tırnaklarıyla geldi. Ayrıca yetiştirdiği birçok oyuncu büyük kulüplere transfer olmasına ve takım bütçesi dar olmasına rağmen yeni oyuncularla sürekli EuroLeague playoff yarışında var olmayı hatta takımı final four’a taşımayı dahi başardı. Gerek makro planlama gerekse parkedeki mikro hamleleriyle Saras daha koçluğunun başında lige damga vurarak tüm basketbol otoritelerinden tam puan aldı. Bu açıdan fiyat – performans bağlamında Saras’ın Žalgiris’i Avrupa’nın en başarılı takımlarından biriydi. Bu bağlamda basketbolun ulusal bir spor olduğu Litvanya’da yaptıklarıyla Saras’ın Barcelona koçluğunu hak ettiği tartışma götürmez bir gerçek.

Barça’nın pahalı kadrosu, bütçe çerçevesindeki olası eklemeler ve yeni koçun Barça ile olan duygusal bağı da göz önünde bulundurulduğunda Saras’ın bu imzası mükemmel bir ilişkinin başlangıcı olarak görülebilir. Nitekim basketbolda bazı figürler ile bazı kulüpler arasında yüksek kimya kurulagelmiştir. Bu konuda en güncel örnek Beşiktaş’tan ayrılan Ivanoviç’in Baskonia’yı İspanya zirvesine taşımasıdır. Bu durum tarihin bir cilvesi olarak Pesiç’in “Benim üçüncü asistanım olur dediği” Saras’a Barcelona yolunu da açtı. “Kazanmak Yetmez” adlı kitabında 2000 yılındaki transferi için “Barcelona’ya hazır mıydım?” sorusunu kendi kendine sorduğunu öğrendiğimiz Saras o dönem baskıyı kaldırmış ve koçu Pesiç’le sorunlar yaşamasına rağmen hem İspanya hem de EuroLeague’de zirveye çıkmıştı. Peki Saras ve Barça arasında Saras oyuncuyken kurulan ve günümüzde de nesnel olarak mümkün görünen böyle bir bağ yeniden kurulabilir mi? Kağıt üstünde başarının “garanti” görüldüğü bu süreç aslında o kadar kolay olmayabilir. Neden böyle düşündüğümüzü açıklayalım.