ADNAN ONARAN yazdı: Fenerbahçe'nin Kimyası
08.06.2016 - 00:12

Serinin iki anateması var; sertlik ve gardlar. Efes’in savunmadaki sertliği geride kalan 3 maçta Fenerbahçe’den daha üst düzeyde. Gardlarda ise iki takımın iki farklı amacı var. Anadolu Efes’te gardların skor bağımlılığı ve alışkanlığı hem en büyük avantajı aynı zamanda da ‘aşil’i. Fenerbahçe’de ise gardlarının bu sertliğe karşı topu ellerinden zamanında çıkartıp çıkartamaması serinin belirleyici faktörü olmakta. Seri 2-1'e geldi gelmesine ancak şunu kabullenmekte fayda var. Anadolu Efes’i uzun yıllardır ne bu kadar agresif gördük ne de oyun planı bu kadar hazırdı. Sırf bu sebepten bile Ahmek Çakı’yı kutlamak ve gelecek sezon için sözleşme şartlarını konuşmakta fayda var.

SERTLİK VE TUTARSIZLIK

İlk yarıda 51 hücum üreten Anadolu Efes %30 ile şut sokup 33 sayı üretirken, 44 hücum kullanan Fenerbahçe %44 ile hücum edip 43 sayı buldu. Ancak en büyük fark kullanılan serbest atış sayısındaydı. İlk yarı 21 serbest atışın 16’sında isabet bulan Fenerbahçe’ye karşın Efes 9/12’de kaldı. Bundaki nedende Fenerbahçe’nin sürekli olarak boyalı alanı kullanma arzusu olmasıydı. Sertlikte standardin tutturulamaması da bir başka sebepti mutlaka. Bu iki detay maç sonunda toplamda 51 faul düdüğünün çalınmasına sebep oldu. Standartsızlıktan bahsederken; potadan uzakta kan gövdeyi götürürken düdük çıkmazken, pota altındaki temaslarda kararlar çok daha çabuk çıkımasını örnek gösterebiliriz.

Dışarıdaki baskıyı sağlamanın formülü Doğuş ve Birkan’dan geçiyor. Efes’in oyun planını sahaya yansıtması adına savunmada kurulan baskı için anahtar iki isim. Çünkü Efes, Granger ve Huertel ile bu oyun planını uygulayamaz. Hal böyle olunca da bu ikilinin oyunda kalma süresi artıyor. Ve tüm oyun planı da gelip hücumda bu iki ismin ne üretebileceğine dayanıyor.

Bahsedilen skor gücü çift hanelerdeki üretim değil. Onlara gelen pozisyonlarda gereğini yapmaları. Doğuş dün 3. çeyrekte bu konuda takımına çok önemli katkı sağladı. Hem Dixon’ı etkisizleştirdi hem de anlık 5 sayıyla farkı çift hanelerden indirdi. Efes periyot sonuna doğru rakibini yakaladı. Ancak aynı Doğuş, 4. periyotta kendisini boş bırakıp riske eden Melih’e karşı cezayı kesemeyince eşitlikle girilen 4. periyodun ilk 3 dakikasında fark yeniden 7’ye çıktı ve kontrol Fenerbahçe’nin eline geçti.

GARD MI, OYUN KURUCU MU

Gelelim gardlara. Esame listesında oyun kurucu olarak geçmelerine hem Heurtel hem de Granger skorer gard gibi oynamaktalar. Normal şartlarda bunda sıkıntı olmaz ancak bu ikilinin skora katkı yapmaları için mutlaka topla haşır neşir olmaları gerektiği için ilk 6-7 saniyede hücum sonlanmıyorsa Efes’in tüm hücumu 1’e 1 üzerinden bu ikilinin üretimine dönüyor. Aslına bakılırsa ikinci maçı Efes aynı bu şekilde kazandı. Ancak oradaki fark skor üretmiş durumdaki Heurtel ile skora aç Heurtel’di. Heurtel kafasındaki skora ulaştıktan sonra takımını çok iyi yönetiyor. Ancak bugünkü gibi maç boyu top elinden uzak kalırsa ve kendine göre az sayıda top kullanmış olursa o rakamları yakalamak için zorlamalara başlıyor. 3. çeyrekte Efes’i skorda geri getiren Heurtel’in hücum geride kalan bölümde performansı soloya dönünce son çeyrekte farkın açılmasına katkı sağladı.

Fenerbahçe’de ise gardların sıkıntısı başka. Dixon skorer bir gard olsa da ilk olarak opsiyonlarını tartıyor. Sloukas’ın zaten asıl amacı oynatmak. Yalnız oradaki sıkıntı da şu; ilk iki maçta tam saha baskı karşısında zorlanan Dixon ile Sloukas yarı saha hücumundaki baskılarda da sorun yaşadılar. İkili oyunlar Fenerbahçe’nin en önemli silahı. Ve o ikili oyunlarda ardından topun gardların elinden çıkış süresi kritik bir öneme sahip. Çünkü Efes, topun üzerinde baskısını perdelemenin ardından uzun oyuncusuyla daha da yoğunlaştırıyor. Bu sırada eğer Fenerbahçe gardları topu elinden çabuk ve zamanında uzunlara çıkartamazlarsa Efes’in o baskısı bir üst seviyeye çıkıyor. Ancak bugün özellikle Sloukas o baskıyı birçok pozisyonda kırarak takım arkadaşlarının kolay sayı bulmasını sağladı.

Tabii bir de Bogdanoviç mevzusu var. Her ne kadar maç sonunda Datome öne çıksa da, nispeten kötü bir sezon sonu geçiriyor olsa da Bogdanoviç kriz anında elini taşın altına koydu ve çembere giderek 4. çeyrekte kolay sayı üretmine katkı sağladı. Bogdanoviç, mental olarak maçın içinde olduğunda o kadar rahat potaya gidebiliyor ki oyunun kaderini anında değiştirebiliyor. Keza Datome’nin de erken faul problemine girdiği bir maçın 4. çeyreğinde hem savunmada ve hem hücumda fark yaratan performans ortaya koydu.

Fenerbahçe'deki oyuncu kimyası o kadar üst seviyedeki uzun yıllardır ligimize bu kadar uyumlu ve birbirini anlayan oyuncular topluluğu görmemiştik. Üzerine düşeni yapan herkes skor meşalesini bir diğerine aktarmaktan çekinmiyor. Play-off serileri boyunca Kalinic, Melih, Antiç ve son olarak bugün onlara Barış Hersek de katıldı. Tamamlayıcı isimler görevlerini o kadar iyi yaptılar ve yapıyorlar ki esas oyuncuların işi kritik anlarda daha kolaylaşıyor. Mesela faul problemindeki Vesely ve Datome'yi aramadan 8-10 dakikalık bir sekans geçirebiliyor Fenerbahçe bu da Datome'nin ona ihtiyaç duyulan anlarda tüm gücünü ortaya koymasını sağlayabiliyor.

Seri Arena'da devam edecek. Fenerbahçe 2-1 önde olmasına rağmen Efes'in kısaları hem baskı konusunda hem de üretimiyle hala belirleyici faktör. Fenerbahçe ise skor ne olursa olsun kendi düzeninden hiç vazgeçmeyerek pozisyon pozisyon avantajlarını kullanmaya çalışarak seriyi büyük avantajla Abdi İpekçi'ye taşımaya çalışacak.

(Fotoğraflar: Fenerbahce.org)

Yorumlar


Ertan Ürkmez Memnunsanız durumdan -ki memnunsunuz- sorun yok. Ben sadece fikirlerimi paylaştım. Eğer öyle bir yapı varsa dün Ivkovic'i gönderen yarın da Ahmet Çakı'yı ya da bir başkasını gönderir. Benim işaret etmek istediğim nokta Efes özelinde bir durum değil. Basketbolda Blatt'in, Perasoviç'in, Ivkovic'in futbol sahalarında da Low'ün, Del Bosque'nin, Hiddink'in sadece ve sadece Türkiye coğrafyasında başarısız olmaları tesadüf olmasa gerektir diyorum. Çakı'nın da başarılarının devamını diliyorum...
08-06-2016 14:15
ballokum Olsa olsa İvkoviç kendisini kumpasa getirmiştir. Hadi diyelim yerliler onu kumpaslamak istedi. Doğru dürüst hiçbiri oynatılmıyordu ki.. Bir Cedi, bir de Birkan.. Onlar zaten şimdi de eski oyunlarını oynuyorlar... Gelelim yabancılara. Onlar neden İvkoviç'i kumpasa getirsinler ki? Adam onları sahaya sürüyordu hep... Fark şurada... İvkoviç mıymıydı ve takımın defans hatlarını Çin Seddine çevirmede her daim ön ayak olduğunu bildiğimiz Doğuş'u oynatmıyordu ve hatta onu sahada tekmeliyordu... Ahmet Çakı ile berbaer takım iletişime geçti birbiriyle... Yani atın sahibine göre kişnedği bir durum var ortada...
08-06-2016 12:21
Ertan Ürkmez Serdar Bey geçen ayki Socrates dergisini okuduktan sonra insanın aklına gelmiyor değil. Dünya çapında başarılı olan spor adamlarının Türkiye'de başarısız olması tesadüf olmasa gerek. Obradovic erken uyandı ve takımdaki Türk oyuncuları bu yüzden temizledi diye düşünüyorum. Görünen o ki gerçekten de iyi yapmış. Takımda yerli oyuncu ne kadar fazla ise o kadar tehlike var demektir...
08-06-2016 11:50
Serdar Topaloğlu Güzel bir derleme olmuş.Adnan beyi tebrik ederim. Ertan beyin yorumu için kendi düşüncelerimi paylaşmak isterim. İvkoviç ile yerli-yabancı oyuncular arasında bir iletişim sorunu olduğunu düşünüyorum. Ama kadro geneline bakıldığında Efes, bu seride de öne çıktığı gibi savunma ağırlıklı bir kadro. Salonda (TV yanıltıcı olabilir) Efes'i izlediğinizde hücumda ağırlıklı olarak Heurtel'e bakan ve dış atışa bağımlı bir oyun var. Cedi gibi penetrasyon yapabilen oyuncuları az. Şu anki başarıları, hücumdaki performanslarından çok, savunmadaki motivasyonları ve vites arttırmalarından. Ancak sadece savunma ile Euroleague'de başarılı olmak zor. Bu nedenle TBL final serisine odaklanmış, savunma sertliğini hakemlerin hoş görüsü ile yukarılara çıkarmış bir Efes izliyoruz. Önümüzdeki yıl için yapılan planlamada hücum varyasyonları da ön planda tutulmalı.
08-06-2016 11:08
DrFeneriusComplexus 30 yanlıştan bir doğru çıkmaz. Nedense insanımız doğru olduğunu sandığı hayali maçları hayali oyuncular üzerinden yorumluyor. Aslında bir problem yok, genel izleyici profiline göre radikal bir yazı. Ne kaa ekmek o kaa köfte. Mesela bu profil bu maçı bir hakem maçı sanıyor. Herkes bildiği işi yapsa Obradovic oluyor.
08-06-2016 02:22
Radikal Çok güzel bir analiz olmuş , ustaca
08-06-2016 01:08
Ertan Ürkmez Bir takım bir koç ile bu kadar değişebilir mi? İster istemez Ivkovic kumpasa mı geldi sorusu geliyor insanın aklına, özellikle de oyuncuların yarısı Türk olunca. Bakınız: David Blatt operasyonu...
08-06-2016 00:57

Yorum Yazın


Tweetlerimiz